İnternetten Bilgi Edinmeye Giriş

Bilgi teknolojileri ve bilgisayar bilimleri alanında faaliyet gösterenlerin iyi derecede teknik bilgi ve beceriye sahip olmalarının yanında (ve belki bundan daha önemli olarak) iyi bir araştırmacı olmaları gerektiğini söyleyebilirim. Unutulmaması gereken bir nokta ise gerekli teknik bilgileri iyi bir araştırmacı olarak daha hızlı ve kolay bir şekilde elde edebilmemizdir. Gerek öğrencilikte gerekse profesyonel çalışma hayatında iyi bir araştırmacı olmak çalışma alanımızda çok daha hızlı ilerlememize sebep olacaktır. Bu çalışmada ana başlıklar halinde bu konu hakkında tecrübelerimi aktarmaya çalışacağım.

Bilgi ve Web Okuryazarlığı

Bu alanda faaliyet gösterenler bilgiye nasıl ulaşmaları, bilgi ve yorumu birbirinden nasıl ayıracakları, doğru bilgi kaynaklarının hangileri olduğu ve bir bilgiyi nasıl teyit edecekleri noktasında yetkinliğe sahip olmaları gerektir. Aynı zamanda bilgi okuryazarlığı seviyesi sadece kütüphane kullanımı, kitap ve makaleler ile sınırlı kalmayıp web teknolojilerini etkin bir şekilde kullanabilme becerisiyle desteklenmelidir. Bu noktada karşımıza bilgi okuryazarlığı ve web okuryazarlığı kavramları çıkmaktadır. Bilgi okuryazarlığı öğrenmeyi öğrenme ve yaşam boyu öğrenme yetkinlikleri için bir temel oluşturmaktadır. Pek çoğunuzun da fark edeceği üzere bilgi teknolojilerinde gelişen teknolojinin hızına eğitim kurumları çoğu zaman ayak uyduramamaktadır. Üniversite eğitiminde temel teorik bilgi çok sık güncellenmediği için belki her zaman fayda getirse de işin pratiği, örneğin programlama dilleri ve yazılımlar öğrenilmeye başlandığında bunların mezun olduğunuzda bile belki hiç kullanılmayabileceğini bilmeniz gereklidir. Bazı okullarda halen “Flash” derslerinin anlatılması buna benzer bir durumdur. Siz okulda kullanımdan kalkmış bir teknolojiyi öğrenmeseniz dahi mezun olduktan birkaç yıl sonra kullanımdan kalkacak veya popülerliği ciddi derecede azalmış teknolojileri öğrenmek durumunda kalabilirsiniz. Bu noktada yeni ve meşhur teknolojileri kendi çabalarınızla öğrenmeniz, bu öğrenme sürecini de mümkün olduğunca sancısız hale getirmek için de bilgi okuryazarlığı becelerilerini kazanmanız gereklidir.

Google Kullanımı

Bilgi ve web okuryazarlığını bir işle özetlemek isteseydim günümüz teknolojisine göre bu “Google kullanabilmek.” olurdu. Pek çoğumuz arama motorlarını kullansa da ne yazık ki bunları etkin bir şekilde kullanabilenlerin sayısı oldukça azdır. Google’da bir arama yaptığınızda yaptığınız aramanın size fayda getirebilmesi için öncelikle arama çubuğuna doğru bir şekilde anahtar kelimeleri girmeniz gereklidir. Arama yaparken kullandığınız dil internetin yüzde kaçını arayabileceğinizi belirlemektedir. Aşağıdaki bağlantıda web sitelerindeki dillerin kullanım oranlarını görebilirsiniz.
https://w3techs.com/technologies/overview/content_language

Burada İngilizce %62.6 iken Türkçe %3.5 oranındadır. Diğer bazı kaynaklarda Türkçe’nin oranı %1 civarlarında da olsa da İngilizce genel olarak internetteki içeriğin %65’ini meydana getirmektedir. İnternetteki Türkçe içerik diğer dillerle kıyasladığımızda hiç de azımsanamayacak derecede olsa da Türkçe içeriklerin ciddi bir kısmının İngilizce’den çeviri olduğu gibi bu alandaki bilim dilinin İngilizce olduğunu da unutmamanız gereklidir. Yani nerede bir yeni bir gelişme varsa İngilizce olduğu gibi ana kaynaklar da İngilizce’dir. Bu durumda Google’da arama yaparken İngilizceniz kötü olsa dahi birkaç İngilizce anahtar kelime ile arama yaparsanız bambaşka bir deryaya açılmış olursunuz.

Arama motorlarında etkin bir şekilde arama yapmanın pratik yöntemlerini ilerleyen zamanlarda ayrıntısıyla açıklamayı düşünüyorum. Burada arama motorlarını doğru bir şekilde kullanmakla bilgiye onlarca adım daha yaklaşacağınızı bilmeniz yeterlidir.

Arama motorları yeterli midir?

Burada arama motorlarını etkin bir şekilde kullanmakla aradığınız bilgiye ulaşabileceğinizi bilseniz de bu bilgilerin yine bir bilgi çöplüğü içinden karşınıza çıkacağını unutmayın. Örneğin bir forum sitesinde bir konu hakkında açılmış belli başlıkları arıyorsunuz diyelim. Bunu Google’da genel arama yaparak da görseniz de diğer arama sonuçları arasında alakalı alakasız her bir sonuç karşınıza gelecektir. Siteye özel arama yapsanız dahi sitenin kendi iç sisteminde yer alan etiket, kategori gibi konulardan bağımsız olarak bunları göreceksiniz. Bazı sitelerin kendi arama sistemlerinde bunu yaptığınızda daha isabetli sonuçları elde etmeniz mümkündür. Aynı şekilde Youtube’da bir arama yaptığınızda kanal, oynatma listesi gibi seçimler olduğu gibi videonun tarihi, uzunluğu gibi içeriğe özel arama kriterlerini buna ekleyebilirsiniz. Bazı internet siteleri ise içeriklerini arama motorlarından saklamaktadır. Sadece üyelerin erişimine açık bazı içerikleri sitelerde üye girişi yaptıktan sonra görme imkanınız vardır.

İşin bir olumsuz tarafı ise arama motorlarının aradığınızı bulmaktan ve içeriğin kalitesinden çok işin ticari tarafına yönelik olmasıdır. Arama yaptığınızda ilk sorguların reklamdan ibaret olduğunu göreceksiniz. Bu reklamlar sizin aramanızda size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bu alanda önemli bilgilerin yer aldığı ve profesyonellere hitap eden makalelerin her zaman daha az tık aldığını ve içeriğinden dolayı çok da fazla SEO uyumlu olamadığını bilmeniz gereklidir. Yani aradığınızı bulmanız için sadece genel arama motorlarına bel bağlanmamalıdır. Bunun için çalışma alanınıza göre bazı içerik sitelerinde arama yapabilirsiniz. Örneğin yazılımcıysanız ve çalışma alanınızla ilgili bir proje arıyorsanız bunu GitHub’da aramanız gereklidir. Python programlama dili hakkında bir konuyu arayacaksanız öncelikle Realpython ve benzeri kaliteli içeriklerin olduğu sitelere göz gezdirmeyi unutmamamanız gereklidir.

Bunlar işin en basit seviyesi olup araştırmacıların sıkça kullandığı akademik veri tabanları akademik metinlerin çok daha etkili bir şekilde aranmasına yardımcı olmaktadır.

Akademik Veri Tabanları

İnternette aradığınız hemen her bilgiyi bulabilseniz de bu bilginin her zaman ücretsiz olduğunu düşünmeyin. Bir ürüne ücret ödemiyorsanız ürün sizsiniz prensibini aklınızdan çıkarmayın. Bir Youtube videosuna veya blog gönderisine ücret ödemeseniz de bunun gerçek manada ücretsiz olduğunu düşünmeyin, burada üretilen içerikler tık alınmaya yönelik olduğu gibi sizin üzerinizden reklam geliri elde edilmektedir. Burada büyük bir istisna olarak profesyonellerin blog sitelerini sayabilirim. İşin mesleki tarafından çok akademik tarafıyla ilgilenmeniz gereken zamanlarda ise akademik veri tabanlarından araştırma yapmanız gerekecektir. Kitaplar genellikle eğitimde kullanılmakta olup daha spesifik bir alanda çalışma yapmak istediğinizde makalelerden faydalanmanız gerekbilir. Örneğin Python dilini öğrenmek istiyorsanız bunu Python kitaplarından, Python ile bilgisayarlı görü ve makine öğrenmesi ile otonom robot projesi yapmak istiyorsanız benzer çalışmalardan faydalanmanız gerekecektir. Öğrenciler genellikle Youtube, Instructables vb. yerlerdeki öğrenci işlerini referans alsa da ciddi çalışmalarda bunların oyuncaktan çok öte gidemediğini, kalitelilerin ise işin en temeli olduğunu unutmamanız gereklidir. Üniversite öğrencilerinin ücretsiz bir şekilde akademik veri tabanlarına erişme imkanı vardır, aksi halde bir makaleyi okumak için 30-40 Euro gibi uçuk miktarlar istenmektedir. Daha ayrıntılı bilgiyi üniversitenizin kütüphane sayfasında bulabilirsiniz. Her üniversitenin farklı veri tabanlarına üyeliği olup her yıl bu veri tabanlarına abonelik ücreti olarak ciddi bir meblağ ödenmektedir. Açıköğretim öğrencileri de bu veritabanlarından yararlanma imkanına sahiptir. Elbette üniversite öğrencisi değilsiniz veya bu ücretleri ödemek istemiyorsunuz diye bu bilgilerden tamamen mahrum olma durumu söz konusu değildir. Aramayı bilen herkes için bir şekilde bilgi karşısına gelmektedir.

Google Scholar, Academia, ResearchGate gibi yerlerde pek çok açık erişim makaleyi bulabilseniz de buraların oldukça kalabalık olduğunu ve nitelikli çalışmaların çok kolay bulunamayacağını bilmeniz gereklidir. Yine de açık erişim yayınlara ulaşmak için iyi bir başlangıç noktasıdır diyebilirim.

Profesyonellerin Blog Siteleri

Eğitimin işin giriş seviyesini öğrettiği ve pratik yönüyle çok fazla ileri gidemediğini söylememiz gereklidir. Sadece Türkiye’ye has bir durum olmayıp bütün dünyadaki üniversiteler teorik bilgiyi sağlasa da işin pratiği ve spesifik konuları lisans eğitiminin nispeten kapsamı dışında kalmaktadır. Bu durumda bu alanda tecrübe sahibi kişilerin yayınlarını ve çalışmalarını takip etmek size büyük fayda sağlayacaktır. Bu kişiler genellikle blog yazarak bu bilgileri aktarmaktadır. Bunun dışında Quora  ve Stackoverflow gibi ortamlarda gerçekten bazen aptalca diyeceğimiz sorulara bile oldukça ayrıntılı bir şekilde cevap verenleri bulabilirsiniz. Quora genellikle işin mentorluk tarafıyla ilgilenirken Stackoverflow’da nokta atışı şeklinde teknik sorunlarınıza çözüm bulabilirsiniz. Örneğin “Python günümüzde hangi alanlarda kullanılıyor?” sorusuna Quora’dan, “Python kodumda şunu yazınca neden TypeError hatası aldım?” sorusuna Stackoverflow’dan cevap bulunabilir.

Ben blogların faydasına örnek olarak spesifik bir uygulama konusundan bahseceğim,

Mikrodenetleyicilerle LED aydınlatma aygıtlarının PWM sinyalleri ile parlaklık ayarı yapılabilir. Yalnız bu PWM sinyalleri doğrusal olarak artsa da LED’lerin parlaklığı doğrusal olarak hiç artmamaktadır. İşin aslında onlar da doğrusal olarak artsa da insan gözü bu parlaklığı doğrusal olarak algılamamaktadır. Örneğin başta parlaklık ciddi bir yükselme ile artıp sonrasında ise aradaki fark giderek azalmaktadır. Şekil olarak göstermek gerekirse şöyle bir grafikte anlatabilirim.

Resim: https://www.apc-pcbassembly.com/wp-content/uploads/2020/06/Logarithmic-.png

 

Burada “Linear” şekilde artırdığımız zaman göze “Inverse Log” gibi görünmektedir. O halde bizim “Log” olarak artırmamız gerekli ki göze “Linear” biçimde görünebilsin. Bunu ses sistemlerinde de görmek mümkündür. Hatta lisedeyken elektro gitarıma pedal yaptığımda kullandığım linear potansiyometrelerle (ayarlı direnç) bunun nasıl rahatsız edici olduğunu görmüştüm. Günümüzde ise bazı video servislerinin ses açıp kapama barı buna benzer bir sorun yaşatmaktadır. İnsan kulağı, aynı göz gibi düşük sesteki küçük değişimleri hassasiyetle algılarken yüksek sesteki değişimleri daha az hassaslıkla algılamakta ve seviye farkını hissetmemize sebep olmaktadır. Ses sistemlerinde bunun için logaritmik potansiyometre kullanılmakta olup bunu yazılımla yapmak istediğimizde ise matematiğe başvurmamız gereklidir.

Mikrodenetleyici üzerinden LED parlaklık ayarını anlatan onlarca makale yer alsa da bunlar tamamen lineer bir şekilde artırımla gerçekleştirmekte ve gerçek hayatta karşımıza sorun olarak bunu çıkarmaktadır. Belki okulda elektronik projesi veya mikrodenetleyiciler dersinde bu karşımıza çıkmasa dahi profesyonel hayatta çıkması muhtemeldir. O halde bunu nasıl çözeceğiz?

Diarmuid Mac Namara, blog sayfasında bu konuya değinmiş ve örnek kod ile beraber çözümünü anlatmış. Yani bu sorunla karşılaştığımızda bizim günümüzü kurtaracak olan Arduino hakkında birbirinin aynısı olan onlarca blog makalesi değil bu şahsın yazmış olduğu blog makalesi olacaktı.

https://diarmuid.ie/blog/pwm-exponential-led-fading-on-arduino-or-other-platforms

Yukarıda bahsettiğim gibi internetteki çoğu makale bazen işin hiç profesyoneli olmayan gölge yazarlar tarafından bile yazıldığı için bu tarz önemli konulardan bahsetmeye hiç gerek duymazlar.

Akademiden Uzak Kalmama

Üniversite eğitiminin size katacağı en önemli kazanım bilgi okuryazarlığı ve öğrenmeyi öğrenme olmalıdır. Bunu üniversiteden mezun olduğunuzda lisansüstü eğitim almasanız dahi yaşam boyu öğrenme ile sürdürmeniz beklenir. Ama ne yazık ki üniversiteler eğitim kalitesi bakımından pek çok öğrenciye bu kazanımı sağlayamamakta ve adeta bir meslek kursu gibi işlev görmektedir. İşin aslında bu da biraz öğrencilerin neyi talep ettiğine göre değişmektedir. Öğrenciler bu kazanımları elde etmekten çok bir an önce mezun olmaya ve piyasanın istediği eleman olmaya yönelik eğitim beklemektedir. Piyasada programcılık yapacak eleman mühendislik okumakta ve mühendislik bilgilerini gereksiz görüp programcılığa yönelik hatta önemli ve güncel bilgileri bırakın piyasanın istediği dilleri, frameworkleri öğreneceği bir eğitim beklemektedir. Okullarda bu tarz bir eğitim olsa bile teknolojinin gelişme hızından dolayı mezun olduktan 5 yıl sonra bile belki bu öğretilecek bilgiler hiçbir işe yaramayacaktır. Üstelik bir iş için örneğin PHP bilinmesi istenirse başka bir iş için Python, diğeri için Java bir başkası için C bilmek gerekebilir. Her ne kadar okul genel, teorik ve giriş seviyesi bir bilgi verse de ticari kaygı taşımayan ve nispeten ücretsiz/düşük ücretli bilgiyi elde edeceğiniz yerdir. Bunu sadece ders sıralarında elde etmeniz gerekmez. Bir konuyu öğrenmek için öncelikle üniversite derslerinde kullanılan kitap ve notlardan faydalanmanız sizin için oldukça doğru bir seçenek olacaktır. Ayrıca pek çok konu firmalar içinde ticari sır olarak saklansa da akademik yayınlar ileri seviye çalışmalar için sizin için büyük bir kaynak olacaktır. Bu konuda çalışan profesyoneller bile bazı “şahsi”çalışmalarını çalıştıkları firmadan izin almadan yayınlayamamaktadır.  (En azından yurtdışındaki birkaç blog yazarından okuduğum kadarıyla durum böyledir.)

Bu konuda akademik yayınevlerinin yayınlarını takip etmeniz, öğreneceğiniz konuları buralarda aramanız faydalı olacaktır. Bunlardan başlıcaları Springer, Elsevier, Cambridge, Oxford, McGraw Hill, Wiley, Routledge, Morgan Kaufmann gibi yayınevleridir. Teknik kitaplar olarak da O’reilly ve Packt yayınlarına göz atabilirsiniz. Teknik kitaplar daha spesifik konulara değinip, uygulama ağırlıklı olsa da kalite açısından akademik kitapların biraz aşağısında kalabilir. Leanpub ise bu konuda profesyonel bireylerin yayınlarını bulacağınız alternatif bir yayınevidir. Ben bir konuyu yeniden öğreneceğiniz zaman daima kitaplarla başlamanızı tavsiye etmekteyim. İnternette pek çok kitabın elektronik versiyonu rahatça bulunabilmektedir. Bilgisayar bilimleri ve bilgi teknolojilerinde sürekli güncel kitapları takip etmemiz gerektiğinden tamamını elektronik olarak bulabilirsiniz diyebilirim. Türkçe kitaplar için durum farklı olsa da üniversite öğrencileri Turcademy veya Hiperkitap üzerinden bazı yayınevlerinin Türkçe kitaplarını elektronik olarak okuma imkanına sahiptir. Bir kitabın 100 liradan başladığı bir zamanda öğrencilerin bu imkanlardan haberdar olması gereklidir.

Kısa Bir Yol Haritası

İşin pratiğini daha sonraya bıraktığım için burada kısa bir yol haritası vererek konuyu bitireceğim. Öncelikle bir konu hakkında araştırma yapmak istediğinizde konunun hangi seviyede olduğunu belirlemeli ve ona göre kaynakları kullanmanız gereklidir. Ben burada öğrencilere daha yakın olması açısından herhangi bir ders konusu üzerinden meseleyi anlatacağım.

  1. Öncelikle aradığınız konu hakkında ders kitaplarını araştırmakla işe başlayın. İngilizce kitaplar başta olmak üzere konu hakkında yazılmış Türkçe kitapları da araştırabilirsiniz. Güncel Türkçe kitapları online kitap mağazalarından bulabilseniz de bu kitapların baskılarının tükendiğini ve pek çoğunun bir daha basılmadığını unutmayınız. Bu durumda kütüphanelere göz atmak güncelliğini yitirmemiş konular için iyi bir seçenek olabilir. İngilizce kitapları aramak için yukarıda verdiğim yayınevlerinin kendi sayfalarından arama yapacağınız gibi Amazon’dan da arama yapabilirsiniz. Karşınıza belki onlarca kitap çıksa da içlerinden en faydalı kitabı seçmeniz her zaman için biraz zor olabilir. Bunun için Quora gibi platformlarda deneyimli kişilerin tavsiyelerine dikkat ediniz. Bir de genellikle üniversite derslerinde yaygın olarak kullanılan kitapların en iyisi olmasa bile en iyilerinden biri olduğunu varsayabilirsiniz. Örneğin C programlama dilini için çoğu fakültede Deitel’in kitabı okutulmaktadır. Bunu öğrenmek için ders müfredatlarına (Syllabus) bakabilirsiniz.
  2. Bir veya birkaç kaynağı öğrenme adına referans alsanız da bilgiyi içselleştirme adına diğer eğitim içeriklerinden mümkün olduğu kadar faydalanmaya çalışın. Örneğin bir kitapta resim olarak gösterilen bir aleti Youtube’da videolu bir şekilde görme imkanına sahip olursunuz, bunun uygulaması ve kullanımı hakkında çeşitli videoları seyredebilirsiniz. Eğer programlama öğreniyorsanız kitaplardaki temel kod örneklerinin farklı biçimlerde nasıl yazılıp kullanıldığını GitHub’da veya diğer tutorial makalelerinde nasıl kullanıldığına bakabilirsiniz. Konuya büyük resimden bakmak her zaman bilgiyi içselleştirmenizde size yardımcı olacaktır.
  3. Bazen daha özet bilgiye ihtiyaç duyacağınız zamanlar olabilir. Özellikle uygulama esnasında cheatsheet, referans kılavuzları veya aldığınız notlar size yardımcı olabilir. Bir programlama dilini öğrenirken örnek kodları bir klasör içinde toplamanız ve gerektiğinde bunları kullanmanız size zaman kazandıracaktır. Önemli olan bilgileri ezberlemeniz değil hangi bilgiye ne zaman ihtiyaç duyduğunuzu öğrenip bu bilgiye en kısa sürede erişebilmenizdir.
  4. Artık internette pek çok yerde video kurs şeklinde eğitimleri bulabilirsiniz. Bu eğitimlerin çoğu giriş seviyesine hitap ettiği için ilk adımları atacağınız zamanlar size yardımcı olabilir. Udemy, Coursera, Edx gibi yerlerde öğreneceğiniz konular hakkındaki kursları takip etmeyi unutmayın.
  5. Başta uygulama yapmadan öğrendiğiniz teorik bilgilerin yanı sıra uygulama esnasında karşınıza pek çok farklı mesele çıkabilir. Asıl araştırma yeteneğinizi uygulama yaparken kazanacağınız için size katkısı olacak, araştırma yapmaya itecek ve seviyenize uygun uygulamaları yapmaktan kaçınmayın.

Buraya kadar meseleyi oldukça genel bir perspektiften ele alsam da her bir konu için ayrı ayrı makalenin yazılması gerektiğinden bunu sonraya bırakıyorum. Sonraki makalelerde görüşmek üzere.

 

 

Gökhan Dökmetaş

Bilgi Teknolojileri Uzmanı

1 Response

  1. Bünyamin Buğra Korkmazer dedi ki:

    Sadece teknik konular üzerine çalışan insanların değil günümüzde herkesin bu alışkanlığı kazanması şart. Çok güzel bir konuya değinilmiş, teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.