Arduino Sadece Zaman Kaybı Mı ?

Bazı mühendis adaylarından işittiğim üzere Arduino’nun sadece bir zaman kaybından ibaret olduğu iddiasını bu yazıda enine boyuna değerlendireceğim. Öncelikle LED, direnç ne bilmeden fakülteye girip de sonrasında Arduino’ya zaman kaybı demek aslında biraz da insanın kendini inkar etmesinden kaynaklanır. Önce Arduino öğrenmekle işe başlanır sonra AVR, PIC keşfedilince Arduino birden kötü olur ve terk edilir. Sonrasında ise 32-bit mikrodenetleyiciler keşfedilir (!) ve 8-bit mikrodenetleyiciler birden kötü olur. Bu durumu atalarımız “Civciv yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmemiş.” şeklinde özetlemiştir.

Aslında bunların hepsinin bir seviyesi vardır ve bir eğitim sürecinin parçasıdır. İlkokulda öğrendiğimiz dört işleme nasıl zaman kaybı demiyorsak bu “eğitim süreci” içerisinde de herhangi bir seviyeye zaman kaybı denemez. 32-bit mikrodenetleyicileri programlayabilen biri için Arduino zaman kaybı olabilir fakat 8-bit mikrodenetleyiciler üzerinde fazla çalışmamış biri için ise tam bir zaman tasarrufudur. Üstelik daha devre çizmeyi bilmeyen, lehim yapmayı bilmeyen biri için kolayca devre kurmaya ve kütüphanelerle proje yapmaya imkan veren bir üründür. Her konuda seviye seviye ilerlenmesi gerektiği gibi mikrodenetleyicilerde de seviye seviye ilerlenmesi gerektiği taraftarıyım. Daha hiçbir şeyi bilmeden birden bire 32-bit mikrodenetleyicilerle işe başlamak aslında zaman kaybı olabilir.

Bunun zaman kaybı olması temel olmadığı için öğrenim sürecinin uzun olmasının yanında bir temel olmadığı için öğrenim sürecinin tamamen başarısız olmasıyla da sonuçlanabilir. Bilgisi ve temeli olmayan biri aylarca üzerinde çalışsa da 32-bit mikrodenetleyicileri programlamayı öğrenemeyebilir. Aylarca uğraşıp öğrenememek söz konusudur. Bunu Arduino’da bile görebiliyorsak 32-bit mikrodenetleyicilere sıfırdan başlayan kaç kişi öğrenebilir bunun bir düşünelim. Bunun aynısı bazen 8-bit mikrodenetleyiciler için de geçerli olmaktadır. Arduino çıkmadan önce pek çok insan PIC programlamayı öğrenmeye çalışsa da yeterli kaynak olmadığı için pek çoğu zamanlarını öğrenmeye çalışmakla harcıyordu.

Arduino hakkında yeterli Türkçe kaynak olmadığı ve olan Türkçe kaynakların da eksik olduğu bir dönemde Arduino öğrenmeye başlayanların ancak %10-20 kadarının kayda değer bir öğrenme kazanımı elde ettiklerini görmekteydim. Benim yazdığım Arduino Eğitim Kitabını okuyanların geri dönüşlerine baktığımda ise büyük çoğunluğun Arduino’yu öğrendiğini ve bir temel edindiğini görüyorum. Bu kitap basıldıktan sonra internette Arduino eğitim yazıları artmaya başlamıştır. İçeriğe baktığımda benim kitabımdan esinlenildiğini görebiliyorum. Bu kitabın böyle kaynakların ortaya çıkmasında öncü olması oldukça sevindiricidir.  Yine ülkemizde PIC programlamada CCS C derleyicisinin kullanımının büyük yüzdeye sahip olması Serdar ÇİÇEK’in CCS C ile PIC Programlama kitabı sayesindedir. Hakkında Türkçe kaliteli kaynak olduğu zaman öğrenim oranlarının arttığını görmekteyiz.

Eğitimde başarısızlığın en önemli nedenlerinden birinin yeterli kaynak ve eğitim malzemesi olmamasından dolayı olduğunu söyleyebiliriz. Mühendis adaylarının bir mikrodenetleyiciyi derslerde öğrenmekten çok kendi çabalarıyla ve kendi imkanlarıyla elde ettikleri kaynaklardan öğrendiğini görüyoruz. Bu konu hakkında kaynak kitap yazan akademisyenleri pek göremediğimiz gibi bu konuda yeterli seviyede ders olduğunu da göremiyoruz.

Böyle bir durumda bir kişi Arduino ile başlayıp 8-bit mikrodenetleyiciler, temel elektronik, dijital elektronik ve programlama hakkında temel edinip sonrasında ise gerçek bir C derleyicisi ile PIC ya da AVR programlamayı öğrendikten sonra 32-bit milrodenetleyicilere geçmesiyle daha sağlıklı bir sonuç elde edebilir. Böylelikle arada atlanılan bir konu kalmaz ve iyi bir temel ile sürekli bir yerlerde takılmadan öğrenim süreci sürdürülebilir.

Konuyu özetlersek Arduino mikrodenetleyicilere ve programlamaya giriş için oldukça verimli bir eğitim aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat belli bir seviyeye geldikten ve öğrenilecek bir şey kalmadıktan sonra zaman kaybı olmaya başlamaktadır. Burada ise suçu tamamen Arduino’ya atmamak gereklidir. Arduino’nun nasıl öğrenilmesi gerektiği konusunda da bir makaleye ihtiyaç olduğu için işin ayrıntısını o makaleye bırakacağım. Bir sonraki makalede görüşmek üzere.

Bizi Facebook grubumuzda takip etmeyi unutmayın. Bilgili ve öğrenmeye hevesli bir topluluk oluşturmak istiyoruz.

https://www.facebook.com/groups/1233336523490761/

UYARI!!

Gökhan Dökmetaş

"Arduino Eğitim Kitabı" ve "Arduino ve Raspberry PI ile Nesnelerin İnterneti" kitaplarının yazarı. Başkent Teknoloji ve Dedektör Merkezi'nde Ar-ge Sorumlusu. Araştırmacı-Yazar.

You may also like...

6 Responses

  1. Nasıl gidilir dedi ki:

    Yazınız harika olmuş tebrik ederim.
    Yol gösterici.

  2. Emir Büyükyıldız dedi ki:

    Gayet faydalı içerik. Elinize sağlık.

  3. Abdullah dedi ki:

    Doğru bakış açısı makale ile ifade edilmiş

  4. Anonim dedi ki:

    Yazi herseyi anlatiyor 👍 teşekkurler 👍

  5. Anonim dedi ki:

    mühendisliğin sonu yok, isteyen 50 dolarlık STM32F4 kartıyla kendisi oturup MP3 çözebilen bir yazılım yapabilir. bunu yapanı da işe almayacak Şirket yoktur heralde. eğer yapamıyorsa, Arduino ile ev otomasyonu yapana laf atmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.