Teknik Kitap Yazmak İsteyenlere Tavsiyeler

Bı yazıda elektronik ve bilgisayar bilimleri hakkında bir kitap yazmak isteyenlere bir yazar olarak elimden geldiği kadarıyla yardımcı olacağım. Öncelikle kitap yazmanın belli başlı amaçları vardır. Ülkemizde yurtdışından farklı olarak kitap yazma amaçları biraz daha farklılık göstermektedir. Öncelikle insanların neden teknik kitap yazdıklarını maddeler halinde belirtelim.

CV’ye Eklemek veya İş Bulmak İçin Kitap Yazmak

Kitap yazmak iş bulmanızda size büyuk fayda sağlayacaktır. Sonuçta kaç kişi kitap yazabiliyor? Üstelik üniversite öğrencisiyseniz kitap yazan bir genç olarak bu sizi oldukça yetenekli gösterecektir. Bu yüzden pek çok mühendislik öğrencisi genç kitap yazmak için can atmaktadır. Ama burada unutulmaması gereken bir şey var ki gençlerin bilgi ve deneyimleri çoğunlukla kitap yazmaya yetecek seviyede değildir. Hatta bu yüzden pek çok zaman intihale başvuran gençleri de görmek mümkündür. Yine de istisna olarak çocukluktan beri bu işlere meraklı, kendini geliştirmiş ve yılmadan çalışan gençlerin yazdıkları kitapları görmemiz mümkündür. Bu yazarlar zaten CV’ye eklemek niyetiyle bunu yapmamaktadır. Çünkü bu niyetle yapılan bir işin kalitesi malumdur. O yüzden siz CV’ye eklemek ve iş bulmak için kitap yazacaksanız boşuna kitap yazmayın derim.

Para Kazanmak İçin Kitap Yazmak

Yurtdışında teknik kitap yazarlığını meslek haline getirmiş bazı yazarları görebiliriz. Bunlar çok fazla olmasa da genelde bir kitaptan ciddi bir yan gelir elde edilebilmektedir. Hem okur sayısı fazla hem kitapların fiyatı fazla hem de yazarların telif miktarları yüksektir. Türkiye’de ise kitapların fiyatı yüksek olmasına rağmen yazarların aldıkları telif gülünç derecede düşüktür. Üstelik bu telif ücretini de eğer yayınevi öderse alabilirsiniz. Uygulamada pek çok yayınevi bu çerez parası diyebileceğimiz ücreti bile ödememektedir veya ödeyememektedir. Yani bedavaya veya neredeyse bedavaya kitap yazmış olursunuz. Eğer para kazanmak için kitap yazacaksanız gidip marketlerde çalışmanız size kat kat daha fazla kazandıracaktır. Acı ama gerçek.

Reklam için kitap yazmak

Bunu genelde eğitimciler arasından bir kısım tercih etmektedir. Örneğin Udemy üzerinden kurs verenler veya özel eğitim verenler kitap yazarak kitapları hem ders kitabı olarak kullanmakta hem de kitaplar vasıtasıyla piyasada tanınma ve müşteri bulma imkanı bulmaktadırlar. Bunu eğitimcilerin arasından bir kesimin yaptığını belirtmeliyim. Eğitim amaçlı kitap yazan da pek çok eğitimci var.

Can sıkıntısından dolayı kitap yazmak

Belli bir yaşa gelmiş ve “bir kitabım olsun” diyen kesmin kitap yazmasıdır. Burada çok iyi işler de çıkabilir eğer özen verilmezse işe yaramaz işler de çıkabilir. Tamamen yazarın konuyu ne kadar ciddiye aldığı ile orantılıdır.

Eğitim amaçlı kitap yazmak

Bir yazarın öncelikli hedefi yazdığı kitap ile ülkesine faydalı olabilmek, yeni nesillerin yetişmesine vesile olabilmek ve ülkenin teknolojide ileri adım atmasına katkı sağlamaktır. Bunun için eğitim ve eğitime yönelik kitap hazırlamak çok önemlidir. Yukarıda bahsettiğim kriterlere itibar ederek yazılan kitapların çoğu bir fayda sağlamaktan uzak olup okurun parasını ve zamanını kaybetmesine ve daha önemlisi okuru kitaplardan küstürmeye sebep olmaktadır. Bu sebeplerden dolayı yazılan kalitesiz kitaplar kaliteli eğitim kitaplarının önünde engel olmakta ve haksız yere kitaplıklarda yer işgal etmektedir. O yüzden ya kaliteli bir kitap yazın ya da hiç yazmayın.

Kaliteli Bir Kitap Nasıl Yazılır?

Kaliteli bir kitap yazmak başlı başına zordur ve ancak sayılı yazar bunu yapabilir. Kaliteli bir teknik kitap yazmak ise daha zordur çünkü yazarın hem yazarlığının iyi olması hem de teknik konularda bilgisinin iyi olması gereklidir. Bir konuda bilginizin iyi olmasının kitabın kaliteliliğine etkisi olsa da başka alanlarda zayıf olmanız kitabın kalitesini olumsuz yönde etkileyecektir. Bir meseleyi çok iyi bilmek onu çok iyi anlatabilmek anlamına gelmez. Üstelik bir konuyu çok iyi bildiğini sananlardan ciddi bir kısmı onu sadece ezbere bilmekten öte gidememektedir. Bir konuyu ezbere bilmek, anlamamak bunu doğru bir şekilde anlatamamanıza sebep olur. Kısacası bilmekten öte konuyu çok iyi anlamanız ve anlatabilmeniz gereklidir. Bir konu hakkında kağıda kitaba bakmadan beş saat kendi cümlelerinizle konuşabiliyorsanız o konu hakkında kitap yazabilirsiniz demektir. Hakkında kitap yazamadığınız bir konu hakkında kitap yazmaya çalışmak sizin için de eziyet olacaktır. Çünkü cümle üretememek, bir yere bakmadan anlatamamak sonucunda sürekli kitapları ve kağıtları karıştırmanız ve çeviri yapmanız gerekecektir. Bir kitap ne kadar çok çeviri içeriyorsa kalitesi o kadar düşecektir. Elbette hiç çeviri de içermemeli demiyoruz bu arada. Örneğin bir kütüphanenin fonksiyonlarını anlatırken referans kılavuzunda yazan ifadeleri doğru olarak Türkçe’ye çevirebilirsiniz. Çünkü bunları başka cümlelerle anlatmak mümkün değildir. Ancak yanına kendi tecrübe ve bilginize dayanarak ilave yapabilirsiniz.

Kitap yazabilmenin en önemli anahtarı dil ve anlatım yetkinliğidir. Ne yazık ki bizim eğitim sistemimizden geçen mühendisler ve bu konuda çalışan insanlar genelde sayısalcı olmakta ve üniversite sınavında Türkçe’den 10 soru yapamayanlar bile mühendisliği kazanabilmektedir. Bunun sonucunda dil ve anlatım noktasında öğrenciler oldukça zayıf kalmakta kendilerini dahi doğru düzgün ifade edememektedir. Benim yazarlığıma en büyük katkısı olan şey boş zamanlarımda amatör olarak Dilbilim ve Türkoloji üzerinde çalışmamdır. Bu noktada okuduğum akademik kitaplar dil ve anlatım yetime oldukça katkı sağladı. Ama bu tarz bir kazanımı normal eğitim sistemi şartları içerisinde edinmeniz mümkün değildir. O yüzden dil ve anlatım yönünde kendinizi geliştirmeniz gereklidir. Dilbilimde dar düzgülü konuşucu ve geniş düzgülü konuşucu olarak insanlar ikiye ayrılmaktadır. Dar düzgülü konuşucunun bir kitap yazabilmesi mümkün değildir. Bazen ben Türkçe teknik kitaplara baktığımda yazarın “bayağı” yerine “baya” yazdığını veya nokta koyması gereken cümlelerin sonuna sebepsizce üç nokta (…) koyduğunu görmekteyim. Bu tarz imla hataları ile anlatım noksanlıklarını başka yönleri ortaya çıkararak kısmen telafi etmek de mümkündür. Örneğin anlatımınız çok iyi olmasa dahi kitabınızın orjinalliği, içeriği ve verdiği önemli bilgiler bunun üstünü örtebilir. Bunu da bilmenizde fayda var.

Eğer bir teknik kitap yazmak istiyorsanız kitabınız “İkincil kaynak” olmak zorundadır. Daha öncesinden kaynak derecelendirmemi size açıklamıştım. Birincil kaynaklar standartlar, teknik veri kitapçıkları, uygulama notları, devre şemaları, akademik makaleler, formüller, program kaynak kodları, referans kılavuzları, resmi dokümentasyonlar gibi birincil derecede elde ettiğimiz ve daha ötesi olmayan kaynaklardır. Bunlar bizim elimizin altında bulunmalı ve kitap yazarken bunlara müracaat etmeliyiz. Eğer bunları anlayacak seviyede değilseniz siz kendiniz öğrencisiniz demektir. İkincil kaynaklar ise birincil kaynaklar ile hazırlanan eğitim içerikleridir. Yurtdışında üniversitelerde okutulan ders kitapları bu niteliktedir. Deitel’in C kitabını buna örnek olarak verebiliriz. İkincil kaynaklar ders notu, slayt, internet makalesi ve video gibi üçüncül kaynaklara kaynaklık etmektedir.

Üçüncül kaynaklar ise pek çoğumuzun gördüğü blog makaleleri, videolar ve çeşitli eğitim içerikleridir. Bu içerikler ikincil kaynaklar referans alınarak yapılır ve ayrıntılı bilgiye ihtiyaç duyulduğunda ikincil kaynaklara müracaat edilir. Üçüncül kaynaklar tek başına bir kaynak olacak nitelikte değildir. Dördüncül kaynaklar ise üçüncül kaynakların daha basitleştirilmiş ve derlenmiş şekline denir. İngilizce kaynaklarda bunu pek görmesek de Türkçe blog yazılarında veya eğitim videolarında bunu görebiliriz. Burada eğitmen yabancı bir videoyu izleyerek veya blog yazılarını okuyarak öğrendiğini sanmakta ve bunları referans alarak eğitim vermektedir. Kısacası üçüncü dereceden ileri gidemeyen bu eğitmen  bunların özetini vermeye kalktığında oldukça sığ, yüzeysel ve faydasız bir eğitim meydana gelmektedir. Aynı durum Türkçe kitaplar için de geçerlidir. Ne yazık ki bazı Türkçe kitaplar dördüncül kaynak seviyesinde olmaktadır. İnternette okuduğumuz tutorial makaleleri bile ondan daha geniş içeriğe sahip olmakta ve daha iyi öğretmektedir. Yaptığınız işin faydalı olmasını istiyorsanız birincil kaynakları okuyup, anlayıp oralardan alarak kitabı yazmanız ikincil kaynakları (İngilizce teknik kitapları) ise rakip olarak görmeniz gereklidir. Dikkat edin! Deitel’in kitabını referans olarak alın demiyorum. Onu rakip olarak görün ve ondan geri kalmamaya çalışın.

Daha anlatacaklarım olsa da makalemiz yeteri kadar uzadı. Geri kalan konuları ilerleyen zamanlarda farklı başlıklar altında size anlatmaya devam edeceğim.

Bizi Facebook grubumuzda takip etmeyi unutmayın. Bilgili ve öğrenmeye hevesli bir topluluk oluşturmak istiyoruz.

https://www.facebook.com/groups/1233336523490761/

Gökhan Dökmetaş

Bilgi Teknolojileri Uzmanı

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.