Nasıl İngilizce Öğrenilir? İngilizce Öğrenme Rehberi

Bizim sitemiz genel olarak elektronik ve bilgisayar mühendislerine hitap ettiğinden onlar için çok önemli bir konuyu belki de en önemli konuyu gündeme getirmek istiyorum. Elbette bu sadece mühendislik ile sınırlı değil. Artık günümüzde pek çok meslekte ileri gidebilmenin yolu İngilizce öğrenmekten geçiyor. İyi İngilizce bilen iyi bir akademisyen, mühendis, ilim adamı olma yolunda en büyük adımlardan birini atmış olur. O yüzden bu başlıkta kendi tecrübelerimden elde ettiğim bilgileri sizlerle paylaşacağım.

Ne derece İngilizce biliyorum?

Ben şu an İngilizce çalışmayı bırakmış ve ilerlemeyi zamana bırakmış seviyedeyim. Büyük ihtimal bundan beş yıl sonra şimdiki seviyeme baktığımda ne kadar geride olduğumu görebileceğim. Bundan 3 yıl önce YDS’ye hiç çalışmadan girdiğimde aldığım puan 61.25 idi. Yakın zamanda sınava girmesem de şimdi en fazla 80’i görebileceğimi umuyorum. Ben seviyemi beğenmesem de Türkiye’de doktora öğrencisi olmak için gereken puanın 50, doçent olmak için de gereken puanın 65 olduğunu unutmayın! Üstelik bu puanı bile pek çok kişi yapamadığı için üniversitelerde alana yönelik dil sınavları getirildi. Günümüzde pek çok kişi B1 veya B2 seviyesinde İngilizce bilse dahi ileri seviye İngilizce biliyorum diyebilmektedir. İngilizce konusunda çok geride olduğumuzdan orta seviye bile ileri seviye olmuştur. Ben altyazısız İngilizce Youtube videosu, film, dizi izleyip anlayabilen, akademik yazıları okuyabilen, alanımla alakalı kitapları ve genel kültür kitaplarını sözlüğe bakmadan anlayabilen, yabancı biriyle akıcı şekilde İngilizce konuşabilen, akıcı şekilde İngilizce’den Türkçe’ye kitaplardan ve teknik dokümanlardan tercüme yapabilen ve İnternet gönderisi tarzında İngilizce yazabilen biri olarak ileri seviye İngilizce bildiğimi iddia edebilirim.

Peki, bu seviyeye nasıl geldin? Nereden ve nasıl öğrendin? gibi soruların cevabına gelirsek benim vereceğim cevap diğer klasik cevaplardan çok daha uzakta olacaktır.

Ben Nasıl Öğrendim?

Öncelikle İngilizce öğrenme yollarına baktığımızda “İngilizce eğitimi” sektörünün oldukça kazançlı ve büyük bir sektör olduğunu görürüz. Türkiye’de çoğu eğitimli (kağıt üzerinde de olsa) insanın derdi bir şekilde İngilizce öğrenmek olduğundan bu konuya aşırı derecede bir talep var. Bu talebi de karşılamak için yine pek çoğu kağıt üzerinde olan eğitimciler de mevcut. Aslında öğrenci kalitesizliğinden öte artık eğitim ve eğitimcilerin kalitesizliğinden bahseder hale geldik. Bu kalitesizliği İngilizce eğitiminde diğerlerinden daha bariz bir şekilde görmekteyiz. Unutmayın hepiniz 4. sınıftan 12. sınıfın sonuna kadar toplam 8 yıl İngilizce dersi gördünüz ve pek çoğunuz bir cümle bile kuramıyorsunuz!. Bu kadar öğrencinin bu kadar aptal olmasına imkan olmadığına göre zorunlu eğitimde İngilizce derslerinin kalitesi aşırı derecede aşağıdadır.  Ben ortaokul ve lise zamanlarımda aktif olarak internet kullanan, bilgisayar oyunları ile haşır neşir olan ve İngilizce internette de gezen biri olarak kendi çabalarımla ufak bir altyapı edinmiştim. Elbette bu sadece temelden ibaretti. Eğer kendimi tamamen okula verseydim lise bittiğinde bir cümle bile İngilizce konuşamıyor olacaktım. Ben şahsen çoğu zaman İngilizce öğrenmeyi bir hedef haline getirmedim. Bazı işleri yapabilmek için İngilizce öğrenmek zorunda kaldım. Örneğin programlamayı öğrenmek, bir oyunu geçebilmek, wikipedi’de yazanları anlamak, elektroniği öğrenebilmek, kitapları okumak zorunda kalmak gibi sebeplerden ister istemez İngilizce öğrenmek zorunda kaldım. Bunun için de herhangi bir kurs ve eğitim almadım. Üniversitede bile %100 İngilizce bölüme hazırlığı atlayarak geçtiğim için tamamen kendi kendime öğrendim diyebilirim.

İngilizce Öğrenmek İçin Türkçe Öğrenmek

İngilizce öğrenmeden önce Türkçe öğrenmenizi söylesem size tuhaf gelebilir, değil mi? Aslında bu kanıtlanmış bilimsel bir gerçek ve bazı ülkelerde orada yaşayan yabancılara devletler önce kendi dillerini öğretiyor ve sonra resmi dili öğretiyor. Bunun en iyi örneği Almanya’daki Türklerdir. Alman hükümeti ailelerinden yeterince Türkçe’yi öğrenemeyen çocuklara özel Türkçe dersleri vermektedir. Bundan önce çocuklar Türkçe’yi bilmedikleri için Almanca’yı da öğrenemiyor ve eğitimde başarısız oluyordu. Bu konu hakkında Prof. Dr. Emel Huber’in “Dilbilime Giriş” kitabına bakabilirsiniz. Kısacası bir insan yabancı dil öğrenmek istiyorsa ilk önce anadilini iyi öğrenmeli. Ben de Dilbilim ve Türkoloji okumaları yaptıktan sonra yabancı dillerin mantığını daha kolay kavramaya başladım. Türkçe’yi iyi öğrenmekle yabancı dillerdeki dil özelliklerinin Türkçe karşılıklarını daha iyi bulabiliyorsunuz. Bu yüzden ben tercüme yaparken zorluk yaşamıyorum.

Günümüzde eğitim sisteminin İngilizce öğretmemek yanında Türkçe’yi bile öğretemediğini ve öğrencilerin okuduğunu anlama, cümle kurma ve kendini ifade etme konusunda iyice zorluk çektiğini görmekteyim. Bu durumda olan biri İngilizce’yi asla öğrenemez. O yüzden öncelikle ana dilinizi geliştirin ve olmanız gereken seviyeye gelin. Bazen özellikle genç kardeşlerimiz yazdıklarımızı anlamakta zorluk çekerken yaşı ilerlemiş okurlar ise oldukça açık ve anlaşılır yazdığımızı söylemektedir. Gençlerin dil konusundaki yetersizlikleri açık ve yalın bir Türkçe metni bile anlayamamalarına sebep olmaktadır. Türkçenizi geliştirmek adına tavsiye ettiğim kitapları daha sonra sizinle paylaşırım. Unutmayın, iyi Türkçe bilmek size Türkçe öğretmenlerinin öğrettiği gibi bir makine gibi noktalama işaretlerini doğru koyabilmek değildir.

Bu bilgiyi size hiçbir İngilizce kursunda öğretmezler ve hiçbir İngilizce öğretmeninden duyamazsınız! Bu bizim iddiamız değil dilbilimcilerin tespitidir. 

Öğretmeme Amaçlı Öğretim

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ülkemizdeki en kaliteli İngilizce eğitimi üniversitelerin hazırlık sınıflarında verilmektedir. Bu eğitimlerde yabancı okutucular da görevlendirilmekte ve ciddi bir disiplin altında eğitim yapılmaktadır. O yüzden geçmek oldukça zor başarı oranı da düşüktür. Çünkü öğrenci liseyi adeta yatarak geçtiği için kendini bu disipline adapte edememektedir. Ben kendi üniversitemden örnek vermem gerekirse hazırlık sınıfından 70 üzeri puan alan birinin İngilizce’si iyi seviyede denebilir. Hazırlık sınıfları ücretsiz olduğu için bazen İngilizce öğrenmek isteyenler sırf hazırlık sınıfı için bir üniversite kazanmaktadır.

Geri kalanına baktığımızda ise (iyileri istisna) pek çok kurs, kitap ve eğitim öğretmeme üzerine bir ticari strateji gütmektedir. Bir insanın 4-5 yıl İngilizce öğrenmek için çabalaması ve sektörün müşterisi olması ve üstelik her geçen yıl bunu öğrenmek için daha çok para harcaması oldukça kazançlı olmaktadır. Bir öğrenciye bir yılda iyi bir İngilizce öğretmek kaybedilen bir müşteri anlamına gelmektedir. Pek çok alanda gördüğümüz üzere bu ticari eğitim sisteminde  siz öğrenci değil “abone” statüsünde oluyorsunuz. Burada iyi eğitim merkezlerini istisna tuttuğumuzu tekrar belirtelim.

Bir diğer konu ise sınava yönelik yapılan eğitimdir. Unutmayın, burada amaç sizin İngilizce öğrenmeniz değildir. Sınavda yüksek puan almaya yönelik bir eğitim ve çalışma gözlenir. Hiçbir sınavın sizin gerçek İngilizce bilginizi ölçemeyeceğini, iyilerinin ancak yaklaşık bir tahmin vereceğini unutmayın. Siz İngilizce öğrenmek istiyorsanız ilk hedefiniz İngilizce’yi öğrenmek olmalı. Sınavları gözardı edin demiyorum. Hatta YDS sınavı bile akademik okuma yeteneğini ölçen kaliteli bir sınavdır. Fakat bu sınavlara yönelik çalışmanız sizin asıl hedefinizi görememenize sebep olacaktır. “Virgülden sonra şunu görürsen şunu işaretle, cümle “although” ile başlarsa şunu işaretle.” tarzı tamamen hileye dönük eğitimleri de gördüğümüzü unutmayalım.

Yabancı Ülkeye Gitmek

Burada ben teknik ve akademik alanlarda çalışacaklar için konuşacağım. Siz bir yabancı ülkeye gittiğinizde kimse size akademik bir kitabı, doktora tezini, datasheeti veya programlama kılavuzunu okumayı öğretmez. İngilizce konuşulan bir ülkede sokakta konuşulan dili öğrenir, insanlarla iletişime geçebilir ve “orada yaşamak için gerekli” dili öğrenirsiniz. Sizin işiniz için gerekli olan dil sokak dili değildir ve bunun için orada yaşamanıza hiç gerek yoktur. Sizin işinizle alakalı dili konferanslardan, internette üniversite derslerinden, teknik ve akademik metinlerden elde etmeniz gerekli. Bunu öğrenmenin yolu da %90 okumadır. Bir İngiliz gibi İngilizce konuşabilseniz bile bunları anlayamazsınız. Ama oraya gitmeden idare edecek kadar günlük yaşam dilini öğrenebilirsiniz. Üstelik bunun için binlerce dolar masraf edeceksiniz. Ben 1 dolar masraf etmeden öğrendiğim İngilizce ile yabancılarla akıcı bir şekilde konuşabiliyorum.

En İyi Öğrenme Kaynakları

İngilizce öğrenirken dilin dört büyük ögesi olduğunu ve bunların ayrı ayrı kazanımlar olduğunu unutmayınız. Bunlar okuma, dinleme, yazma ve konuşmadır. Sizin ağırlık vermeniz gereken %80 okuma olmalıdır. Daha önce söylediğimiz gibi istediğiniz kadar iyi İngilizce konuşun datasheet okuyamadıktan sonra o yeteneğiniz size bir şey katmaz. Okumadan sonra ağırlık vermeniz gereken ikinci alan ise dinlemedir. Dinleme yeteneği ile pek çok İngilizce konferansı, dersi, eğitimi video halinde izleyebilir ve buradan bilgi edinebilirsiniz. İngilizce Youtube bu konuda bir okyanus gibidir. Ayrıca pek çok İngilizce kurslardan (Udemy, edx, coursera, MIT) da faydalanabilirsiniz. İngilizce yazmak ile çok işiniz olmasa da İngilizce yazarlık yaparak da para kazanma imkanınız vardır. Örneğin bu makaleyi Türkçe yerine İngilizce yazsam veya İngilizce bir e-kitap çıkarsam çok daha fazla para kazanabilirim. Ama ileri seviye yazarlık yazarlık yapmayacakların çok da işine yaramaz ve bu alanda ilerlemek zordur. Konuşma konusuna gelince eğer Türkiye’de yaşıyorsanız konuşma size çok lazım olacak değildir. Ancak İngilizce konuşmak İngilizce videolar çekerken size lazım olabilir. Bu konuda içerik üretmeyecekseniz çok da üzerinde durmanıza şimdilik gerek yoktur.

Şimdi benim gördüğüm en iyi öğrenme kaynaklarını sizinle paylaşayım,

  • İngilizce Youtube, Burada kendi çalışma alanınızla da alakalı pek çok videoyu bulabilme imkanınız var. Asla Türkçe Youtube’a benzememekte. Eğer dil seviyeniz düşükse günlük hayattan ve genel kültürden bahseden videoları daha rahat anlayabilirsiniz. Dinlerken muhakkak İngilizce altyazıları da açın. Bu şekilde duyduğunuzun nasıl yazıldığını da öğreneceksiniz. Hem dinleme ve hem okuma çalışması olacak. Ben günde 1-2 saat civarı sürekli İngilizce Youtube’da gezmekteyim.
  • İngilizce film ve dizi, Bu da aynı İngilizce Youtube gibi dinleme becerinizi geliştirecektir. Bunun yanı sıra dinlediğinizin ne anlama geldiğini öğreneceksiniz. Türkçe altyazılı seyretmenizin zararı yoktur aksine dil öğreniminde katkısı olacaktır.
  • Yabancı İngilizce dil öğrenim kitapları, Özellikle Cambridge yayınlarının kitaplarını bulup okuyunuz. Bunun dışında pek çok İngilizce öğrenim kitabı var ve kendi seviyenize göre onlarca kitap bulabilirsiniz. %100 İngilizce olması gereklidir çünkü bir dil öğreniyorsanız onu o dilde öğrenmeniz gerek. Asla bu kitap tamamen İngilizce ben bundan öğrenemem demeyin kendiniz çözmeye çalışın. English in Use serisinin kitapları size çok iyi bir noktaya getirecektir.
  • İngilizce Wikipedi, bilimsel ve teknik yazılar, İngilizce internette de dil seviyeleri oldukça değişiklik göstermektedir. Bir mesaj panosunda ya da forumda sokak İngilizce’sini görmeniz mümkünken bu tarz metinlerde çok daha ileri bir seviye dilin olduğunu görürsünüz. Siz sokak İngilizcesi ile vakit kaybetmeyin ve bir an önce bu tarz metinleri okuyup anlamaya çalışın. Yukarıdaki bütün yolları bir bir kefeye koyduğumda İngilizce Wikipedi okumanın bana katkısının daha fazla olduğunu görüyorum.

 

Birkaç Tüyo

Son olarak dil öğreniminde ufak ama önemli noktalardan sizi haberdar edeyim. Dil öğrenirken sürekli sözlüğe bakma gibi bir alışkanlık edinmeyin. Bilmediğiniz kelimeyi cümlenin akışına göre tahmin etmeye çalışın ve metin içerisinde öğrenmeye bakın. Çünkü sözlüklerde o kelimenin isabetli tercümesini bazen bulamazsınız ve ayrıca o kelimenin dil içerisinde gerçek manasını kafanıza ancak öyle oturtursunuz. Ayrıca sürekli gramere değil anlama odaklanmanız gerekli. Sürekli gramer kalıplarına göre şekilci bir şekilde metni yorumlamayın ve metnin ardındaki anlama odaklanın. İnanın, tercüme yaparken bile gramer şekillerinden çok anlama odaklanmanız gerekecek. Şeklen yapılan tercümeler anlam yönünden zayıf olmaktadır. Bu konuda kendi kendinizin öğretmeni olmak durumundasınız. En iyi nasıl öğrendiğinizi tespit edin ve o yönteme ağırlık verin. Birinin size öğretmesini beklemekten çok siz kendi başınızın çaresine bakın. İngilizce içerisinde yaşayın. Türkiye’de bunu nasıl yapacağınızı sorabilirsiniz. Elinizin altında İnternet var! Sürekli ingilizce sitelerde dolaşın, yabancılarla konuşun, İngilizce metin okuyun, İngilizce haberleri takip edin. Sanki Amerika’da yaşıyormuşsunuz gibi İnternet kullanın. Türkçe haberlerden, sosyal medyadan vs. uzak durun. Hem bu sizi daha iyi de hissettirecektir.

Son olarak özetlememiz gerekirse, bu sektörde İngilizce bilmemek aynı okuma yazma bilmemek gibidir. Robot yapma, proje yapma hevesini bırakıp öncelikle iyi bir İngilizce altyapınızın olmasını sağlayın.

 

Bizi Facebook grubumuzda takip etmeyi unutmayın. Bilgili ve öğrenmeye hevesli bir topluluk oluşturmak istiyoruz.

https://www.facebook.com/groups/1233336523490761/

UYARI!!

 

 

 

 

Gökhan Dökmetaş

"Arduino Eğitim Kitabı" ve "Arduino ve Raspberry PI ile Nesnelerin İnterneti" kitaplarının yazarı. Başkent Teknoloji ve Dedektör Merkezi'nde Ar-ge Sorumlusu. Araştırmacı-Yazar.

You may also like...

2 Responses

  1. Emre dedi ki:

    Faydalı bir yazı olmuş, teşekkürler

  2. İsa dedi ki:

    Çok açıklayıcı bir yazı olmuş. Teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.