İyi Bir Teknik Kitap Nasıl Olmalı?

Ne zaman Türkçe bir kitap almak istesem aynı kumar oynuyormuş gibi hissederim. Karşıma ne çıkacağını bilemediğinden büyük bir risk almış oluyorum özellikle de iyice artan fiyatlardan sonra. Günümüzde artık bilgisayar, yazılım ve elektronikle alakalı teknik kitapların fiyatı son dönemde artan basım maliyetleri, kriz ve sektördeki daralmadan dolayı ciddi derecede artmış durumda. Artık kitaplarda 70-80 liralık etiket fiyatlarını bile görmekteyiz. İnce kitaplar ise 40-50 liradan başlıyor.

Kitaptan öğrenmek işin aslında öğrenmenin en doğru yoludur. Burada tamamen teorik olarak konuşmaktayım. Çünkü gerçekte kitaptan öğrenmeye çalışmak çoğu zaman hüsranla sonuçlanabilmektedir. Eğer yurt dışında üniversitelerde okutulan İngilizce kitaplara erişebilecek ve bunları okuyup anlayabilecek seviyedeyseniz kitaptan öğrenmenin ne demek olduğunu o zaman rahatça anlayabilirsiniz. Ama Türkçe yayınları takip etmek zorundaysanız arz edilen çoğu ürün vaat edilenin çok altındadır.

Yazar ve aynı zamanda çok kitap okuyan biri olarak bu yazımda iyi bir teknik kitabın nasıl olması gerektiğinden ve özelliklerinden bahsetmek istiyorum.

İyi Bir Teknik Kitap Nasıl Olmalı?

İyi bir kitap, okurken size mutluluk verir. Kitaplıkta dururken bile iyi bir kitabı gördüğünüzde size kattığı bilgi ve onunla geçirdiğiniz iyi zamanlar hatrınıza gelir. Kötü kitapta ise bu tam tersidir. Kötü kitap kitaplığınızda gereksiz yere yer işgal ederken ona baktığınızda boşa sarf ettiğiniz para hatrınıza gelir ve bir nevi “dolandırılmış gibi” hissedersiniz. Çünkü kötü kitabı siz asla kötü kitap olarak almadınız ve beklentilerinizi gayet yüksek tuttunuz. Çünkü kitabın bir değeri vardır. Kitap diğer içerikler arasından hemen sıyrılmalı ve kaynaklar arasında en iyisi olmalıdır. Eğer böyle bir iddiada bulunmuyorsa ne kadar bir cilde sahip olsa da kağıda basılsa da ona kitap denemez. Çevremizde de kitaplar olduğu gibi kitap görünümlü nesneler de vardır. Benim Türkçe kitaplarla olan geçmişim genellikle hayal kırıklıkları ile sonuçlandı. Her ne kadar Türkçe kitap almamaya karar versem de bazen sırf meraktan ve bazen de son bir şans tanıma adına arada Türkçe teknik kitap almaktayım. Bazı kitapların iyi ve başarılı kitap oldukları hiç tartışılmaz. Ama çoğu kitap da bir daha okunmayacak ve hatta yüzüne bakılmayacak seviyede olabiliyor. Ben de bu işin içinde olduğum için bu kitaplardaki eksiklikleri pek çok okurdan daha iyi gördüğüme inanmaktayım. Öncelikle iyi bir kitabın nasıl olması gerektiğinden çok, iyi bir kitabın nasıl olmaması gerektiğini bilmemiz daha iyi olur. Bir şeyin zıddını bilmeden kendisini tam anlamıyla öğrenmemiz mümkün değildir. Soğuğun karşısına sıcağı koymadıkça o soğuk kimine göre sıcak olabilir. O yüzden öncelikle gözlemlediğim olumsuzluklardan bahsedeyim.

Türkçe Teknik Kitaplardaki Olumsuzluklar

Türkçe yayınları incelediğimde ise ya vasat kitapları görmekteyim ya da tam bir hayal kırıklığı olan kitapları. İyi kitaplar elbette var ama diğer faydası olmayan kitapların arasında kayboluyor ve kıymeti bilinemiyor. Eğer siz de yazarsanız ve bir kitabınız yayımlandıysa eserinize önyargıyla yaklaşılması kaçınılmazdır. “Türkçe kitaplar genelde çöp kitap oluyor bu da öyle mi?” diyenleri bile görmeniz mümkündür. Çünkü o kadar kalitesiz kitap okur üzerinde bir ön yargı oluşturmuş ve pek çok okuru bir kaç hayal kırıklığı ile sonuçlanan alışverişten sonra kitaptan soğutmuştur. Ben bir okur olarak bu alanda kitapları kalitesinden ve başka yerde kolay kolay bulamayacağım bilgilerin güzel anlatımla ve eğitimle harmanlanmasından dolayı tercih etmekteyim. Pek çok okurun da bu fikirde olacağı kanaatindeyim.

Ben bir konuda yazılmış 5-6 farklı İngilizce kitabı alıp incelediğimde bütün kitapların aynı bilgiyi içerdiğini ama tamamen farklı olduğunu görmekteyim. Bilgi aynıdır fakat anlatım, tecrübe, içerik, ünitelerin sırası, örnekler, tecrübe ve eğitimcilik farklıdır. Bir kitabın kalitesi içerdiği bilgiden çok sonradan saydığım farklı konularda olan bilgilerin harmanlanması, eğitimcilik ve tecrübenin kitaba aktarılmasıyla belirlenir. Pek çok zaman F1 ile açılan yardım menüsünün birebir tercümesi olan kitapları piyasada gördük. Bu tarz kitapları okumak aynı sözlük okuyarak dil öğrenmeye benzer. Ben de bazen bazı kitaplarda yazara ait bir cümle bile göremiyorum. Datasheeti ya da referans kılavuzunu tercüme ederek yüzlerce sayfa kitap yazan yazarın bu konu hakkında söylemek istediği bir cümle bile olmaz mı ?

Yüzeysellik

Türkçe teknik kitaplarda gözlemlediğim bir diğer sorun ise yüzeyselliktir. Aslında bu yüzeyselliğin kitabın giriş seviyesi olmasıyla doğrudan ilgisi var. Ayrıca kitabın sayfa sayısı kaygısı ile de doğrudan alakalı. Bu başta size şaşırtıcı gelebilir ama aslında çok makul bir cevabı vardır. Yayın evleri bir teknik kitabın popüler bir konu hakkında olmasını ve mümkün olduğu kadar fazla kitleye hitap etmesini ister. Pek çoğunuz kitap yorumlarında okurların giriş seviyesindeki kitapları bile çok ağır bulabildiğini ve sıfırın sıfırında bir seviyeden başlayan kitap aradığını görebilirsiniz. Eğer çok popüler bir konu hakkında bile ileri seviye kitap yazılırsa okur kitlesi azalacaktır. O yüzden kitaplar giriş seviyesinde ve yüzeysel olmalıdır. Bu benim şahsen karşı çıktığım konuların başında gelir. Örneğin benim elimde bir çok İngilizce C++ kitabı var ve bunların hepsi 1000 sayfadan fazla. 200 sayfalık bir C++ kitabı yazalım dersek konuları kırpmamız gerekecek. Sonuçta 200 sayfalık o kitaba da C++ kitabı desek de okur o kitabı okumakla C++ dilini öğrenemeyecek ve yine gidip 1000 sayfalık kitabı okuması gerekecek. O halde neden bu 200 sayfalık kitap yazılarak bir engel teşkil edilsin? Yüzeysellik ile sayfa sayısı kaygısının arasında da bir ilişki vardır elbette. Sayfa sayısı fazla olan bir kitabın maliyeti de satış fiyatı da yüksek olacaktır. Üstelik bazı okurların üşengeçlik edip daha ince kitap ile öğrenmek istemelerini de hesaba katabiliriz. Kimse kolay kolay 1000 sayfalık bir kitabı eline alıp heyecanla okumaya başlamaz.

Anlatım ve Dil

Kitaplarda anlatım ve dil yetkinliği konusunda ciddi sorunlarımız var. Teknik kitapları yazanlar elbette teknik alanlarda çalışan mühendis, öğretmen ya da akademisyenler oluyor genellikle. Meseleyi bilmek ile bunu doğru bir Türkçe ile yazıya aktarıp karşı tarafa anlatabilmek arasında çok fark var. Eğer anlatımınız güzel değilse, yazarlığınız yoksa hele imla hataları da yapıyorsanız bunlar okurun gözüne batacaktır. Bir kitap yazarı olarak bir virgülün bile okurun dikkatini çektiğini söyleyebilirim. Özellikle bazı terimleri kullanırken Türkçesi varken İngilizcesini kullanmak da çok göze batmakta. Yazmak yerine register demek, mikrodenetleyici yerine mikrokontrolör demek gibi ufak hatalar bile bazen kitabın eğiticiliğine büyük darbeler vurabilir. Plaza dili ile kitap yazmanın imkansız olacağını buradan çok rahat anlayabilirsiniz. Okurların en büyük eleştirdiği noktalardan biri kitaplardaki anlatım zayıflığıdır.

Niyet

Bilginiz çok çok ileri değil, anlatımınız da kuvvetli değil, önceden de pek fazla bir tecrübeniz yok, o halde nasıl kaliteli bir iş ortaya koyabilirsiniz? Bunun tek cevabı niyettir. Eğer niyetiniz düzgün ise ortaya çıkan işin ufak kusurları da olsa düzgün bir iş olacağına emin olabilirsiniz. Çünkü düzgün bir niyetle başlanılan iş özveri ile yerine getirilir ve elinizden geldiğinin en iyisini ortaya koymaya çalışırsınız. Genelde bazı üniversite öğrencileri iş bulmak, CV’ye eklemek veya itibar kazanmak için kitap yazmaya kalkmaktadır. Bu bozuk niyetle yazılan kitabın iyi veya kötü olması pek tabi umurlarında olmayacaktır. Piyasadaki kalitesiz kitapların pek çoğu aslında iyi niyetle yazılmamış kitaplardır. Yazarı kim olursa olsun iyi niyetle yazılan bir kitabın başarılı bir kitap olacağına inanmaktayım.

Kitaplarda önemli noktalarda bilgilerin anlatılmaması veya anlatılmak istenmemesi de yazarlık ile bağdaşmayacak bir durumdur. Kitapların kullanma kılavuzlarından farkı yazarın tecrübesi, anlatımı ve önemli noktaları ortaya çıkarmasıdır. Bu durumda yazar bir an bile bilgisini saklama gibi bir düşünceye kapılmamalıdır. Eğer böyle bir kaygısı olan biri iseniz niçin kitap yazıyorsunuz diye sormak gerekir. Burada da konu yine niyete gitmekte. İşte bir kitap yazarının bütün bunları ve diğer zikredemediğim konuları dikkate alarak bir kitap yazması gereklidir.

Elbette bunların yanında bu kitapları yazan yazarların okuduğu teknik kitaplar kendi yazdıkları kitaplardan çok iyi değildi. Önceden sadece F1 yardım menüsünün veya referans kılavuzunun ucuz bir tercümesi şeklinde olan kitapları insanlar okumak zorunda kalıyordu. İyi bir teknik kitabın nasıl olması gerektiği bilinmedikçe nasıl kitap yazılacağı da çok fazla bilinemez. Körlemesine hareket edilmiş olur.

İyi Bir Teknik Kitabın Özellikleri

Ben pek çok İngilizce teknik kitabı okuduktan sonra her İngilizce kitabın kaliteli olduğunu iddia etmem oldukça gülünç olur. İngilizce teknik kitapların da kalitelileri ve kalitesizleri var elbette ama bu kalite çıtası çok çok yukarıda. Kalite oranı %80’in altında olan bir kitaba kalitesiz diyebiliyoruz. Maker hareketinden sonra teknik kitapların yanında pek çok da popüler kitap piyasaya sürüldü. Bu popüler kitapların bizim gibilere katacağı bir şey olmasa bile hitap ettikleri kitleye yönelik bir kalitesi var. Şimdi size genel olarak bu kitaplardan da gördüğüm üzere bazı kalite kriterlerini açıklayayım.

Dil ve Anlatım

Kalitenin bir numaralı unsuru hiç tartışmasız dil ve anlatımdır ve Türkçe kitapların ciddi bir kısmı bu noktada sınıfta kalmaktadır. Bazı kitaplarda yazara ait olan cümleleri bazı bölümlerde okuyunca iyi bir kitap okumuş hissine kapılıyorum. Ama ne zaman kitabın büyük bölümünde yazara ait bir cümle görmeyince o kitaptan tamamen soğuyorum. Bazı kitapların %90’ından fazla bir kısmında yazara ait bir cümle bulunmaz. Ama kitabı yaza yazıyor nasıl yazara ait bir cümle bulunmaz?, diyebilirsiniz. Eğer yazar bir referans kılavuzunu, teknik dokümanı veya bir kitabı açar ve bunun Google Translate gibi doğrudan ve yüzeysel tercümesini yaparsa yazara ait bir cümle bulunmaz. Bunu kitaplarla arası iyi olmayan okurlar bile duygusal olarak anlamaktadır. Yazarla aranızda bir bağlantının koptuğunu hissedebilirsiniz. İyi teknik kitaplar ise okur ile iletişimi asla koparmamaktadır. Sanki onunla sohbet eder gibi dikkatini sürekli celbetmekte ve okuru bir teknik doküman okuma hissinden çok hocadan ders dinliyormuş havasına kaptırmaktadır. Aynı zamanda seçilen kelimeler, günlük hayattan verilen örnekler, espriler, tecrübeler ve rehberlik bu anlatım içindeki önemli faktörlerdendir. Örneğin C ve C++ konusunda en başarılı kitap olarak kabul edilen ve dünyada pek çok üniversitede ders kitabı olan Deitel’in kitapları bunu çok iyi işlemektedir.

Bazı teknik terimlerin Türkçe karşılığı yaygın olarak kullanılmasına rağmen İngilizce kullanmakta ısrar etmek, plaza dili ile kitap yazmaya kalkmak da anlatımı, haliyle irtibatı ve eğiticiliği baltalamaktadır. Bu durumda kitap yazmaya kalkan birisinin dil ve anlatım kabiliyeti iyi bir noktada olmalı. Kendini iyi ifade edebilmeli ve anladığını çok iyi anlatabilmelidir. Anlamadığı bir meseleyi bir yazarın doğru olarak anlatabilmesi mümkün değildir. Bu durumda yazarın meseleyi gerçekten anlaması da büyük bir etkendir.

Kapsayıcılık

İyi kitaplar her zaman ele aldıkları konuyu bütün yönleri ile ve eksik nokta kalmayacak bir biçimde aktarır. Yani okur C dilini öğrenecekse o dili öğrenmek için 5-6 C kitabı almak zorunda değildir. Tek bir kitap öğrettiğini iddia ettiği konuyu öğretebilmelidir. Eğer öğretme kapasitesi yoksa içeriğe göre kısmen veya tamamen para ve zaman kaybı olabilir. Burada bazı yayıncıların stratejisi de önemlidir. Öğrenen her bir kişi kaybedilen bir müşteri anlamı taşıyabilir. O yüzden sürekli yeni çıkardıkları kitaplara ve dergilere okurları abone ederler fakat asla öğretmezler. Öğrenme arzusuyla kendisine gelen okura kasıtlı olarak para ve zaman kaybettirmektedirler. Bunu genelde yurt dışındaki maker yayınlarında rahatlıkla görebiliriz. Ben bunu şahsen müşahede eden birisiyim. Arduino’yu öğrendikten sonra incelediğim 150’ye yakın İngilizce Arduino kitabının hiçbiri bilgime bir şey katmıyordu!. Üstelik bu kitapları okuyarak da bu seviyeye gelmem mümkün değildi. Arduino kitabı yazmama sebep olan olaylardan biri olarak bunu söyleyebilirim. Ben Arduino kitabı yazarken Arduino hakkında ne biliyorsam onu yazdım kitabın başarılı sayılmasının bir sebebi de budur. Ama günümüzde bazı yazarlar bazı önemli bilgileri vermekten çekinirler.

Orjinallik

Kitabın kalitesini belirleyen önemli noktalardan biri de orjinalliktir. Özellikle Amerika’da telif hakları yasası oldukça katı olduğu için ne kadar kalitesiz kitap olursa olsun orjinal olunmasına oldukça dikkat edilmekte. Orjinallik elbette hiçbir kaynağa bakmadan tamamen yazara ait bir kitap olması değildir. Böyle bir kitabı yazmak mümkün de değildir. Biz kitap yazarken referanslara, standartlara ve kılavuzlara bakmak zorundayız. Hatta bazı örnek kodlar o kadar yaygın hale gelmiştir ki onları kitaba koymadan konuyu anlatmamız eksik kalır. Kitaplarda referans ve iktibaslar olabilir fakat kitabın tamamen toplama bir kitap olmamasına ve yazara ait bir tarza sahip olması gereklidir. Bu sayede kitap herhangi bir kitap olmaktan sıyrılıp o yazarın kitabı statüsüne gelebilir. Önemli bir nokta ise yazarın kitabı kendi cümleleri, anlatım tarzı ve bakış açısıyla yazmasıdır.

Ayrıntı

Bir kitap teknik kitap olacaksa ve eğitimi hedefliyorsa yüzeysellikten kaçınması gerekir. Çünkü biz yüzeysel bilgileri artık Youtube ve blog sitelerinde çok rahat bulabilmekteyiz. Eğer bunlardan bir farkı olmayacaksa neden kitap yazılsın. Youtube videosu izlemek kitap okumaktan daha keyiflidir. Kitabın önemli yanı ne internettte ne de Youtube’da bulamayacağınız ayrıntıda bilgileri bulabilmenizdir. Eğer kitap bu platformlara rakip olacaksa onlardan çok daha iyi olmalı ve onlarda bulamayacağınızı size vermelidir. Yoksa günümüzde olduğu gibi kitap sektörü bu yüzeysel kitaplarla ezilmeye mahkumdur.

Tecrübe

Tecrübe çoğu zaman o konuya yıllarını vermek ile tanımlanıyor. Bana göre tecrübe bir konuyu kitaptan okuyup kafanıza oturttuğunuz zamandan itibaren başlar. Çünkü kitapta yazan bilgiyi kafanızda bina etmek, hayalinizde resmetmek ve bunu muhakeme edebilmek büyük bir tecrübedir. Siz datasheeti okuduğunuzda bir meseleyi çok iyi anladıysanız anlamayanlara ve bilmeyenlere göre bir tecrübe edinmişsiniz demektir. Eğer pek çok proje yapıp pratik kazandıysanız pratik kazanmayan okurlara göre ciddi bir tecrübeniz var demektir. Aslında yıllar sonra edinilen tecrübe yeni öğrenen birinin işine çok da yaramamaktadır. İlk bir veya iki yılda edinilen ve hatta ilk altı ayda edinilen tecrübenin okura daha yardımcı olacağını düşünmekteyim. Kitap yazılırken bu konularda edinilen tecrübeyi yazar kitabına aktarmalıdır. Bunlar çoğunlukla püf noktalarıdır ve önemli bilgilerdir. Yazarın farklı konularda konuyla alakalı bilgilerini de paylaşması gereklidir. Örneğin bir mikrodenetleyiciyi anlatırken dijital elektroniğe ve bilgisayar mimarisine dair teorik bilgilerden de bahsedilmesi gerekir. Tecrübe konuları üst noktadan birbirine bağlamayı ve birbiri ile ilgilendirmeyi gerektirir.

Yazarın Konuyu Anlaması

Dünyaca ünlü bir bilgisayar bilimleri hakkında kitap yazan bir yazar var. Kendisi pek çok konu hakkında kitap yazan bir yazar olsa da hakkında ciddi eleştirileri ve kitaplarında hataları görmemiz mümkündür. Ben kendisinin kitaplarını incelediğimde hepsinin ortalama üstü kaliteye sahip olduğunu gördüm. Yalnız bazı ince ayrıntı noktalarını anlamaması ve yanlış bilgi vermesinden dolayı ciddi bir eleştiriye tabi tutulmaktadır. Yazarın kitaplarında ayrıntıya girmek zorunda kalması ve bunu anlatması meseleyi ne kadar anladığını bazen gün gibi açığa çıkarmaktadır. Piyasadaki pek çok kitap gibi yüzeysel kitapları pek çoğumuz Tutorial okuyarak veya Youtube’dan video izleyerek bile yazabilir. Belki yazarların ayrıntıya girmemesi konuyu yeterince bilmemeleri ve anlamamalarından da ileri gelebilir.

 

Daha anlatacağım pek çok mesele olsa da buraya kadar iyi bir teknik kitabın nasıl olması gerektiğini özet biçiminde de olsa anlatmaya çalıştım. İlerleyen zamanlarda kitaplar hakkında daha fazla konuyu ele alacağım. Bizi takipte kalın.

Bizi Facebook grubumuzda takip etmeyi unutmayın. Bilgili ve öğrenmeye hevesli bir topluluk oluşturmak istiyoruz.

https://www.facebook.com/groups/1233336523490761/

UYARI!!

 

Gökhan Dökmetaş

"Arduino Eğitim Kitabı" ve "Arduino ve Raspberry PI ile Nesnelerin İnterneti" kitaplarının yazarı. Başkent Teknoloji ve Dedektör Merkezi'nde Ar-ge Sorumlusu. Araştırmacı-Yazar.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.